2024 yerel seçimleri, seçim her ne demekse, 31 Martta idi.

Tarihte başka bir 31 Mart olayı daha vardır, seçim yoktur onda ama paradigmayı kökten değiştirmiştir.

İblise Rahmet okuturcasına şeytanlaşan beton itikadının dincileri ikinci 31 Mart sonrasında ortadan ikiye yarılmış durumda.

O kısım "kudurun" demeye, bu kısım kudurmaya, birlikte etrafa salya sümük saçmaya devam ediyorlar.

İlk kez ama okkalı yenilgi alan Erdoğan, liderden çok komedyene benzeyen çatallı sesli chp genel başkanı ve işlerine akıl sır ermeyen Bahçeli için çalıyor fondaki şarkı.

O esnada konuşan Ak Parti Genel Başkanı partililerini kibir hastalığı konusunda uyararak "Partide kimsenin hesap sorulamaz olmadığını göstereceğiz ve kendimizi hesaba çekeceğiz." diyor.

Bunu yaparsa partisinde kimsenin kalmayacağını ve (öngördüğü üzere) partisinin buz gibi eriyeceğini biliyor.

Zaten istenen belki de buz mecazıyla anlatılan sondur.

Buraya bir parantez açıp zavallı insanı masaya yatıralım:

"Menfaat teorisini savunan Alman hukukçu Rudolf von Jhering'e göre, hak sahibi olan iradeyi harekete geçiren sebebi de araştırmak gerekir.

Ona göre hakkın özü menfaattir, bu nedenle hak da hukuken korunan kişisel menfaattir.

Bu menfaat hem maddi hem de manevi menfaatleri içerir.

Menfaat, hak sahibine, bir talepte bulunmak, dava açmak yetkisi tanır."

Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Temel Hukuk dersi notlarından aktardık.

(https://acikders.ankara.edu.tr/pluginfile.php/1594/mod_resource/content/1/10.HFT_Hak%2Chukuki%20%20i%C5%9Flem%2C%20hukuki%20fiil%2C%20hukuki%20olay.pdf)

Hak ve insan böyle tasavvur edilemez erenler, Hukuk bu değil!

Tabi bu anlayış Müslüman ümmeti çoktan sarmış, yakmış, bitirmiş.

Yangın sonrasında bizim gördüğümüz şudur:

Devlet nihayet sert biçimde ray değiştirecek.

Düne dair nerdeyse hiçbir şeyi özlemeyeceğiz.

Yarının inşasında ise taşın altında olacak kolumuz.

Yani hesap da soracağız.

Aileyi,

İrfanı,

Töreyi,

Dini,

Adaleti,

İstişareyi,

Milliyeti,

Kimliği,

Kültürü,

Emeği,

Helâli,

Babayı,

Devleti,

Şehri,

Sohbeti,

Çayı,

İnsanı,

Türk'ü,

Türküyü itibarsızlaştırmaya çalışan,

Fenerbahçemizi hedef alan ve net olarak Hz. insanın selefine hizmet eden kılıç artıklarından, kansızlardan, sütü/mayası bozuklardan sorulacak hesap Cengiz'in öfkesini aratabilir.

Böyle bir arınmaya ihtiyaç var mı?

Var.

Gaspedilen mal varlıkları millete iade edildiğinde hayretten küçük dilinizi yutabilirsiniz.

Kaç tane paralel devlet varmış, şaşırıp kalırsınız.

Dinciliği-milliyetçiliği kimseye bırakmayan ancak mikromilliyetçilik pisliğiyle beslendikleri için vatanı da dini de hiç düşünmeden satan hainlerin ortak paydasının beton ve kokain olduğunu görünce düşüp bayılmanız işten değil.

Elbette bütün hainler aynı zamanda Fenerbahçe düşmanıdır.

Çünkü #FenerbahçeTürkiyedir.

Dümdüz ederek düzelme süreci sadece 1000 kişi ile yönetilebilir.

Yeterince hâkim savcı, bilim insanı, bürokrat, teknokrat, asker ve kolluk, eğitimci...

Fazla fazla var ve hazır...

Sadece geçiş döneminin lideri belirmeli.

O da hazır, ortaya çıkmalı demek istiyoruz.

Erdoğan bu işin tam merkezinde.

Çok yakında onu takdim edecektir.

Demokrasi, seçim vs hikâye erenler.

Tabi gerekirse sandığa gidip biz seçtik diyebilirsiniz.

Halka rağmen demokrasi olmaz.

Ancak Töre kötülüğe karşı işler.

İsterse halkın tamamı kötüden yana saf tutsun, önemsiz.

Kötüler bedel öder.

Kılıç çıktığında, gök girer, kızıl çıkar.

Kalem yetersizdir.

Gönül kirlidir.

Kılıç hazırdır.

Velhasıl, üzülen boşuna üzülmesin.

Sevinen de boşuna sevinmesin.

Paradigma değişiyor.

Bu bir devrim işaret fişeği.

Yani işler yolunda.

Namuslular için azizim, sadece namuslular için.